19 Nisan 2010 Pazartesi

Neden Psikoterapi?

Bir insanı terapistin bekleme odasına kadar götüren şey nedir? Emin olun yıllarca kafamıza sokulmaya çalışıldığı gibi "deli" olmakla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ama yine de o bekleme odasında psikoloji dergilerini karıştırıp rahatmış gibi davranmaya çalışırken kendinize "ben deli değilim, burada ne işim var?" sorusunu sorabilirsiniz.

İnsanlar terapiye gelirler çünkü kendilerini 'kayıp' ya da 'sıkışmışlık' duyguları içinde bulmuşlardır. Bulundukları noktada geçmişte gösterdikleri işlev seviyesinde işlev gösteremiyorlardır. Bu ne demektir? Geçmişte sabah erkenden kalkan, işine zamanında giden ve bundan zevk de alan Hakan, artık sabah kalkmakta çok zorlanıyor, zaten gece uyuyamıyor, işinden eskisi gibi zevk almıyor hatta nefret ediyor hale gelmiştir. Neden böyle olduğuna dair bazı fikirleri vardır ama sorunu nasıl çözeceğine, nasıl yeniden eski Hakan olabileceğine dair pek fikri yoktur. Kendini 'kayıp' ve 'sıkışmış' hissetmektedir.

Bir başkası bir sene öncesine kadar rahatça sosyalleşen, mutlu, neşeli bir insanken, babasının kaybının ardından sokağa bile çıkamaz hale gelmiştir. Bir diğeri üniversiteye başladığı günden beri mide bulantıları, kalp çarpıntıları yaşamakta, sınavlarda kaygı atakları geçirmekte ve istediği performansı bir türlü gösterememektedir. İzlediğiniz deprem görüntülerinden beri gece uyuyamıyor ya da erkek arkadaşınız sizi aldattığından beri erkeklere güvenemiyor olabilirsiniz. Sorun ne olursa olsun, ne yapacağınızı bilemiyorsanız ve denedikleriniz işe yaramıyorsa bir terapistle görüşme zamanı gelmiş olabilir.

Tüm bu durumlarda temel etken işlevsel olmayan, irrasyonel düşünceler ve ardından gelen rahatsız edici duygular ve davranışlardır. Düşüncelerimiz irrasyonel olduğu sürece duygularımızın ve davranışlarımızın rasyonel olmasını bekleyemeyiz. Davranışlarımız ve hareketlerimiz artık işe yaramaz hale gelmiştir, bizi rahatsız etmektedir ama onlarla ilgili ne yapacağımıza dair bir fikrimiz yoktur. Öyle davranmamak elimizde değildir. İnsanlarla konuşamamaya, kaygı atakları geçirmeye, işimizi eskisi kadar iyi yapamamaya, sokağa çıkamamaya devam ederiz, ta ki irrasyonel bu düşüncelerden kurtulmaya karar verene kadar.

Unutmayalım ki öğrendiğimiz her şeyi değişimleyip yeniden öğrenebiliriz. İrrasyonel bir şekilde düşünmeyi öğrendiysek bunu rasyonel hale getirmek de mümkündür. Terapistler ise bu noktada devreye girerler. Bunu nasıl yaptığımızı ise sonraki yazılarımda anlatmaya çalışacağım.

0 yorum:

Yorum Gönder